Belçika’nın gölgedeki hamlesi: Taliban’la sığınmacı pazarlığı Avrupa’da göç politikasını değiştiriyor


Belçika’nın öncülüğünde 20 Avrupa ülkesi, oturma izni olmayan Afgan sığınmacıların Taliban yönetimiyle yapılacak bir anlaşma çerçevesinde geri gönderilmesini gündeme aldı. Girişim, Avrupa’yı güvenlik kaygıları ile insan hakları sorumlulukları arasında zorlu bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.
Belçika’nın gölgedeki hamlesi: Taliban’la sığınmacı pazarlığı Avrupa’da göç politikasını değiştiriyor

Belçika’nın gölgedeki hamlesi: Taliban’la sığınmacı pazarlığı Avrupa’da göç politikasını değiştiriyor

Belçika’nın öncülüğünde 20 Avrupa ülkesi, oturma izni olmayan Afgan sığınmacıların Taliban yönetimiyle yapılacak bir anlaşma çerçevesinde geri gönderilmesini gündeme aldı. Girişim, Avrupa’yı güvenlik kaygıları ile insan hakları sorumlulukları arasında zorlu bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Belçika ve aralarında Almanya, Fransa ve Hollanda’nın da bulunduğu 19 Avrupa ülkesi, göç politikalarında tartışmalı bir dönüm noktasına hazırlanıyor. Belçika’nın İltica ve Göçten Sorumlu Bakanı Anneleen Van Bossuyt’un öncülüğünde hazırlanan ve 20 ülkenin imzasıyla Avrupa Komisyonu’na gönderilen mektupta, Taliban yönetimiyle “geri dönüş politikası” müzakerelerine başlanması talep edildi.

Girişimin hedefinde, Avrupa’da bulunan ve oturma izni olmayan Afgan sığınmacıların, özellikle kamu düzeni veya güvenlik riski oluşturduğu değerlendirilen kişilerin, Afganistan’a geri gönderilmesi yer alıyor. Bu hamle, uluslararası hukuk, insan hakları ve güvenlik odaklı pragmatik yaklaşımlar arasında yeni bir tartışma başlattı.

Belçika Öncülüğünde 20 Ülke

İmzacı ülkeler arasında Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Danimarka’nın yanı sıra İtalya, İsveç, Polonya, Macaristan ve AB üyesi olmayan Norveç de bulunuyor. Geniş katılım, meselenin Avrupa genelinde taşıdığı önemi ortaya koyuyor.

Mektupta yer alan verilere göre, Avrupa Birliği genelinde 23 bin 870 Afgan hakkında sınır dışı kararı bulunmasına rağmen, bugüne kadar yalnızca 435 kişi Afganistan’a geri gönderilebildi. Bu düşük oranın temel nedeni ise Taliban yönetimiyle diplomatik ilişkilerin olmaması ve kimlik doğrulama gibi işlemlerde iş birliği sağlanamaması olarak gösteriliyor.

Almanya Süreci Hızlandırıyor

Belçika’nın diplomatik girişimine paralel olarak Almanya da somut adımlar atmaya başladı. Alman İçişleri Bakanlığı yetkililerinin, Ekim 2025’te Kabil’de Taliban yetkilileriyle teknik görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Alman basını, iki taraf arasında sınır dışı anlaşmasına yönelik görüşmelerin ilerlediğini aktarıyor.

Almanya’nın ilk etapta suç işlemiş Afganları hedeflediği belirtilirken, Taliban Dışişleri Sözcüsü Abdul Kahar Balchi, Haziran 2024’te yaptığı açıklamada, “ikili bir anlaşmaya dayalı uygun bir mekanizma” kurulmasına açık olduklarını ifade etmişti. Ancak Taliban’ın bu iş birliği karşılığında örtülü bir beklentisi olduğu da dile getiriliyor: uluslararası tanınma.

İnsani Kriz ve Hukuki Endişeler

Avrupa’daki bu girişim, Afganistan’daki ağır insani tabloyla çelişiyor. İnsan Hakları Gözlemi’nin 2025 raporuna göre Taliban yönetimi, kadın ve kız çocuklarının temel haklarını sistematik biçimde ihlal ediyor. Ortaöğretim ve üniversite eğitimi yasaklanmış durumda; kadınlar iş hayatından dışlanıyor ve hareket özgürlükleri ciddi biçimde kısıtlanıyor.

Ülkede nüfusun yarısından fazlasının, yaklaşık 23,7 milyon kişinin, acil insani yardıma muhtaç olduğu belirtiliyor. İran ve Pakistan’ın 2023’ten bu yana 4 milyondan fazla Afgan’ı sınır dışı etmesi de krizi derinleştirmiş durumda.

Bu koşullar altında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) Afganistan’a yönelik “geri göndermeme” tavsiyesi halen geçerliliğini koruyor.

Uzmanlardan Uyarı

Uzmanlar, Taliban’ın yazılı bir anayasa ve kurumsallaşmış bir yargı sistemine sahip olmadığına dikkat çekiyor. Chatham House analisti Hameed Hakimi, Taliban’la yapılacak olası bir anlaşmanın rejime “istikrarlı ve tanınan bir hükümet” algısı kazandırabileceği ve bunun fiili bir meşruiyet anlamına geleceği uyarısında bulunuyor.

Bonn Uluslararası Çatışma Araştırmaları Merkezi (BICC) Direktörü Conrad Schetter ise, Almanya’nın Taliban’la diyaloğu, kadınlara yönelik ayrımcı politikalar konusunda baskı aracı olarak kullanması gerektiğini savunuyor.

Avrupa’nın İkilemi

Belçika’nın liderliğinde şekillenen bu girişim, Avrupa’da yükselen sağ popülizm ve artan güvenlik endişeleri karşısında pragmatik bir çözüm arayışı olarak değerlendiriliyor. Ancak bu yaklaşım, Avrupa’nın savunduğu insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle çelişme riski taşıyor.

Brüksel’den başlayan bu diplomatik trafik, yalnızca birkaç yüz sığınmacının kaderini değil, Avrupa’nın göç politikasının geleceğini de belirleyebilir. Avrupa, güvenlik kaygıları ile ahlaki ve hukuki sorumlulukları arasında zorlu bir sınavdan geçerken, Taliban ise bu süreci uzun süredir aradığı uluslararası tanınma için bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor

Halil Uygun

Etiketler:





Bu site çerez kullanıyor. Siteye göz atmaya devam ederek çerezleri kullanmamızı kabul etmiş oluyorsunuz. Şartlar ve Koşullar