Kudüs’te İslam düşmanlığı zirvesi: Avrupa’nın aşırı sağı İsrail’in öncülüğünde toplanıyor
İki yıl önce antisemitizmle mücadele başlığı altında düzenlenen ve Avrupa’nın İslam ve göçmen karşıtı aşırı sağ partilerini buluşturan Kudüs konferansı, bu yıl yeniden yapılacak. Eleştirmenler, etkinliğin gerçek antisemitizmle mücadeleden çok, Müslüman karşıtlığını ortak bir siyasal zemin haline getirmeyi amaçladığını savunuyor.
Kudüs’te İslam düşmanlığı zirvesi: Avrupa’nın aşırı sağı İsrail’in öncülüğünde toplanıyor
İki yıl önce antisemitizmle mücadele başlığı altında düzenlenen ve Avrupa’nın İslam ve göçmen karşıtı aşırı sağ partilerini buluşturan Kudüs konferansı, bu yıl yeniden yapılacak. Eleştirmenler, etkinliğin gerçek antisemitizmle mücadeleden çok, Müslüman karşıtlığını ortak bir siyasal zemin haline getirmeyi amaçladığını savunuyor.
İsrail’in Kudüs’te düzenleyeceği “Uluslararası Antisemitizmle Mücadele Konferansı”, bu yıl da katılımcı profili nedeniyle yoğun tartışmalara yol açtı. Avrupa’nın farklı ülkelerinden, İslam ve göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen aşırı sağ partilerin temsilcilerini bir araya getiren konferans, eleştirmenler tarafından “İslam düşmanlığı zirvesi” olarak nitelendiriliyor.
İki yıl önce düzenlenen ilk konferansta olduğu gibi, bu yılki organizasyonun da antisemitizmle mücadele başlığı altında, Müslüman karşıtı siyasi aktörleri ortak bir platformda buluşturduğu belirtiliyor.
Aşırı Sağ Kadro Kudüs’te
Başbakan Binyamin Netanyahu’nun davetiyle gerçekleştirilecek konferansa;
Fransa’dan Ulusal Birlik (RN) lideri Jordan Bardella,
İspanya’dan Vox,
Macaristan’dan iktidardaki Fidesz,
İsveç Demokratları
ve Belçika’dan Vlaams Belang gibi partilerin temsilcilerinin katılması bekleniyor.
Söz konusu partiler, kendi ülkelerinde Müslümanlara, göçmenlere ve çokkültürlü topluma yönelik sert söylemleri ve politikalarıyla tanınıyor.
Yahudi Kuruluşlarından ve Demokrat Çevrelerden Tepki
Konferansın katılımcı listesi, Avrupa’daki ana akım Yahudi kuruluşları ve demokrat çevrelerin de tepkisini çekti. Almanya’nın Antisemitizmle Mücadele Sorumlusu Felix Klein, daveti başlangıçta kabul etmesine rağmen, aşırı sağcı isimlerin katılımı nedeniyle konferansa katılmaktan vazgeçti.
Fransız düşünür Bernard-Henri Lévy de ana konuşmacı olacağı etkinlikten, Jordan Bardella’nın davet edilmesi üzerine çekildi. Almanya-İsrail Dostluk Derneği (DIG) Başkanı Volker Beck, “Antisemitizmle mücadele, tüm demokratik kesimlerin ortak meselesi olmalıdır. Bu programda böyle bir yaklaşım göremiyorum” ifadelerini kullandı.
Ortak Zemin: Müslüman Karşıtlığı
Uzmanlara göre konferans, farklı ülkelerden aşırı sağcı aktörleri Müslüman karşıtlığı temelinde bir araya getiriyor. Hem Netanyahu hükümetinin söylemleri hem de Avrupa aşırı sağının politikaları; “radikal İslam”, “kültürel tehdit” ve “göç” kavramları üzerinden şekilleniyor.
Belçika’dan Vlaams Belang temsilcisi Sam Van Rooy’un, “Antisemitizm kitlesel olarak ithal ediliyor” şeklindeki açıklaması, eleştirmenler tarafından Müslümanları hedef alan genelleyici ve ayrımcı bir söylem olarak değerlendiriliyor.
Avusturya-Arap Toplumu Başkanı Fritz Edlinger, bu durumu şu sözlerle özetledi:
“Bugün Müslümanlara, Türklere ve Afrikalılara karşı açıkça ırkçı tutum sergileyen aktörlerin, antisemitik olmadıklarını iddia etmeleri inandırıcı değil. Bu kesimleri bir araya getiren esas unsur İslam düşmanlığıdır.”
Netanyahu’nun Tartışmalı Dış Politika Arayışı
Analistler, İsrail hükümetinin Avrupa’daki aşırı sağ partilerle yakınlaşmasını, artan uluslararası yalnızlığa karşı pragmatik ancak riskli bir strateji olarak yorumluyor. Gazze savaşı ve Batı Şeria politikaları nedeniyle yoğun eleştirilerle karşı karşıya kalan Tel Aviv yönetiminin, Avrupa Birliği içinde kendisine koşulsuz destek verecek siyasi aktörlerle ittifak arayışında olduğu belirtiliyor.
Aşırı sağ partilerin ise İsrail’le kurdukları bu ilişkileri, geçmişlerindeki antisemitizm suçlamalarını gölgelemek ve ana akım siyasette meşruiyet kazanmak için kullandıkları ifade ediliyor.
İsrail İç Siyasetindeki Sertleşmeyle Paralel
Kudüs’teki bu buluşma, İsrail iç siyasetindeki sağa kayışla da örtüşüyor. Netanyahu’nun kurduğu ve “İsrail tarihinin en sağcı hükümeti” olarak tanımlanan koalisyonda, Arap ve Müslüman karşıtı söylemleriyle bilinen Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) partisinin etkisi dikkat çekiyor.
Uzmanlardan Uyarı
Eleştirmenlere göre antisemitizmle mücadele başlığı altında İslam karşıtı aktörlerin meşrulaştırılması, hem Avrupa’daki Müslüman toplulukları hedef haline getiriyor hem de gerçek ırkçılıkla mücadeleyi zayıflatıyor. Uzmanlar, bu yaklaşımın din ve kimlik temelli kutuplaşmayı derinleştirerek yeni bir ayrımcılık ekseni oluşturduğunu vurguluyor.
Halil Uygun

