Gent’te 20 yıllık ev için hukuk mücadelesi: Türkiye’deki dul kadın tahliye istiyor
Belçika’nın Gent kentinde, Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşı bir kadın, hayatını kaybeden eşinden kalan evin intifa hakkını talep ederek tahliye davası açtı. Yaklaşık 20 yıldır evde yaşayan aile ise konutun kredi ve bakım masraflarına katkıda bulunduklarını, sözlü anlaşmaya dayanan oturma haklarının bulunduğunu savunuyor.
Gent’te 20 yıllık ev için hukuk mücadelesi: Türkiye’deki dul kadın tahliye istiyor
Belçika’nın Gent kentinde, Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşı bir kadın, hayatını kaybeden eşinden kalan evin intifa hakkını talep ederek tahliye davası açtı. Yaklaşık 20 yıldır evde yaşayan aile ise konutun kredi ve bakım masraflarına katkıda bulunduklarını, sözlü anlaşmaya dayanan oturma haklarının bulunduğunu savunuyor.
Belçika’nın Gent kentinde, Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşı bir kadın ile yaklaşık 20 yıldır aynı evde ikamet eden aile arasında yaşanan miras ve tahliye anlaşmazlığı yargıya taşındı.
Gent’in Nieuwevaart bölgesi yakınlarında bulunan konutun sahibi Belçikalı bir erkek, ölümünden yaklaşık bir yıl önce Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşı bir kadınla evlendi.
Eşinin vefatının ardından kadın, ev üzerinde intifa hakkı (vruchtgebruik) bulunduğunu ileri sürerek konutun kendisine bırakılmasını ve mevcut sakinlerin tahliye edilmesini talep etti.
Uyuşmazlık, Gent Sulh Hukuk Mahkemesinin (Vredegerecht) önüne geldi.
20 yıldır aynı evde yaşıyorlar
Davanın diğer tarafında ise 2006 yılından bu yana söz konusu konutta eşiyle birlikte yaşayan bir kişi bulunuyor.
Evde yazılı kira sözleşmesi olmadan ikamet eden aile, uzun yıllardır sürdürdükleri oturma düzeninin ev sahibiyle yapılan sözlü anlaşmaya dayandığını savunuyor.
Mevcut sakinin avukatı, müvekkilinin konutun satın alındığı tarihten itibaren evin ipotek kredisi taksitlerine maddi katkı sağladığını öne sürdü.
Savunmada ayrıca, yıllar içerisinde evin bakım, onarım ve kapsamlı tadilat masraflarının da aile tarafından karşılandığı iddia edildi.
“Yazılı sözleşme yok ancak sözlü anlaşma var”
Tahliye talebine karşı çıkan savunma tarafı, yazılı kira sözleşmesinin bulunmamasının tek başına herhangi bir kullanım hakkı olmadığı anlamına gelmeyeceğini ileri sürdü.
Avukat, Belçika hukukunda sözlü anlaşmaların da belirli koşullarda hukuki sonuç doğurabileceğini belirterek, müvekkilinin yaklaşık 20 yıldır konutta yaşamasının ve yaptığı maddi katkıların değerlendirilmesini istedi.
Mahkemenin, taraflar arasında gerçekten bir anlaşma bulunup bulunmadığını ve varsa bu anlaşmanın hukuki niteliğini incelemesi bekleniyor.
Türk eşin miras hakkı nasıl belirlenecek?
Davada tartışılan önemli konulardan biri de Türkiye’de yaşayan kadının, hayatını kaybeden eşinden kalan taşınmaz üzerindeki haklarının kapsamı.
Gent Sulh Hukuk Mahkemesi hakim vekillerinden hukukçu Dieter Vanoutrive, dosyanın somut koşullarından bağımsız olarak yaptığı genel hukuki değerlendirmede, miras ve intifa hakkının öncelikle resmi belgelerle ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Vanoutrive, mirasçılık belgesi (attest van erfopvolging) ve ilgili diğer belgelerin, hak sahipliğinin değerlendirilmesinde önem taşıdığına dikkat çekti.
Belçika hukuku mu, Türk hukuku mu uygulanacak?
Uyuşmazlığın uluslararası boyutu da dikkat çekiyor.
Miras hakkı talep eden kadının Türk vatandaşı olması ve Türkiye’de ikamet etmesi, davada doğrudan Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmiyor.
Hukuki değerlendirmede, hayatını kaybeden kişinin son mutat ikametgâhı, varsa mirasa uygulanacak hukuka ilişkin geçerli bir tercih ve evlilik mal rejimine ilişkin belgeler önem taşıyabiliyor.
Bunun yanında, Gent’te bulunan taşınmaz üzerindeki hakların niteliği ve mevcut sakinlerin kullanım ilişkisinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Mahkemenin kararı bekleniyor
Davada bir tarafta evlilikten doğduğunu ileri sürdüğü intifa hakkını kullanmak isteyen dul kadın, diğer tarafta ise yaklaşık 20 yıldır konutta yaşadığını ve evin giderlerine katkıda bulunduğunu savunan aile bulunuyor.
Mahkemenin, miras ve intifa hakkına ilişkin belgeler ile mevcut sakinlerin sözlü anlaşma ve maddi katkı iddialarını değerlendirerek tahliye talebi hakkında karar vermesi bekleniyor.
Tarafların ileri sürdüğü hak ve iddiaların geçerliliği henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ortaya konulmuş değil.
Halil Uygun

